Ben yapabiliriz yanı sıra escort

Londra’da bir şarap-tüccar evi, hangi ailesi ile
, onun büyük-büyükbabasının zaman bağlı olmuştu ve
hangi kız kardeşi benzer bir ilgi vardı; ama söz edebilir
bu yerde, ister ya da hayır.
Akşam yemeğinden sonra, biz yangın oturuyordu ve ben ne zaman
arsızlık kalmadan Peggotty bir kaçış meditasyon
o bir usta rencide gerekir diye, slip away
ev, bir koç bahçe kapısı kadar sürdü ve o dışarı çıktı
ziyaretçi almak için. Annem onu izledi. Ben ürkekçe oldu
o salonundaki yuvarlak açıldığında, onu takip
o vardı gibi kapı, alacakaranlıkta ve kucağında beni alarak
yapmak için kullanılan, yeni babanı sev beni fısıldadı ve
Ona itaat. O gibi, aceleyle ve gizlice yaptı
Yanlış olsaydı, ama şefkatle; ve elini koyarak
Onun nereye yakın gelene kadar onun arkasında, o benimkini düzenlenen
o benim gidelim bahçede, ayakta, ve çekti edildi
Kolunda aracılığıyla onunki.
Bu Bayan geldi oldu Murdstone ve gloomylooking oldu
o bayan vardı; karanlık, onun kardeşi gibi kime o
büyük ölçüde yüz ve sesle andıran; ve çok ağır olan
kaşlar, neredeyse varlık, sanki, onu büyük burun üzerinde toplantı
bıyıkları giyen onu seks yanlışlar tarafından devre dışı bırakıldı,
o hesaba onları taşıdı. Onunla getirdi
onu baş harfleri ile uzlaşmaz iki sert siyah kutular,
Sert pirinç çivi kapakları. O arabacı ödendiği zaman
diye sert bir çelik çantasından parasını aldı, ve o tuttu
kolunun üzerine asılı bir torbanın çok hapis kese
ağır bir zinciri tarafından, ve bir lokma gibi sus. O da, asla vardı
Bayan MurdFree olarak tamamen zaman görülen bir metal bayan
Planet eBook.com 75 kitaplar
taş oldu.
O birçok belirteçleri ile salona getirildi
karşılama ve resmen bir olarak annemi orada tanıdı
yeni ve yakın ilişkisi. Sonra bana baktı ve dedi ki:
‘Bu senin çocuk, kardeş-in-law?’
Annem beni kabul etti.
‘Genel olarak konuşursak,’ Miss Murdstone ben sevmiyorum ‘dedi
çocuklar. D’ye, çocuk nasıl? ‘
Bu teşvik şartlar altında, ben ki ben cevap
çok iyi oldu, ve ben o aynı umuyordu ki; bu tür ile
kayıtsız ödemesiz, Bayan Murdstone benden bertaraf olduğu
iki kelime:
‘Şekilde istiyor!’
Çıkardı olması büyük escort eskişehir seçik ile, hangi, o
bir iyilik haline odasına, vizyonda yalvardığını
ileri o zaman huşu ve dehşet bir yerden bana,
iki siyah kutu açık veya bilinen hiçbir zaman görülmedi burada
kilidi sol, ve nerede olması (bir veya iki kez peeped için
Kendisi biraz çelik pranga ve perçinler sayısız) dışında iken,
zaman o hangi Bayan Murdstone kendini süslenmiş
giymiş, genellikle üstün yılında bursa escort görünümlü cam üzerine asılı
dizi.
Ben yapabiliriz yanı sıra, o iyi için gelmiş ve
Hiç tekrar gitmeyi hiç niyeti yoktu. O ‘yardım’ başladı benim
anne ertesi sabah, ve mağaza-dolaptan oldu ve
Bütün gün, hakları şeyler koyarak ve eski tahribat yapma
düzenlemeler. Neredeyse ilk dikkat çeken şey gözlenen
Bayan Murdstone oldu yılında, onu sürekli bir tarafından perili
hizmetçiler bir adam yere salgılanan mersin escort olduğunu şüphe

Biz üç birlikte, yalnız dined

Bunu hatırlıyor musun? ‘
Peggotty, bana bazı huzursuz bakışlarla, curtseyed
yanıt vermeden odadan kendini; görme, sanırım,
o gitmek bekleniyor, ve hiçbir bahane vardı ki
kalmıştır. Biz iki yalnız kalmıştı, o, kapıyı kapattı
ve, bir sandalyede oturuyor, ve ondan önce beni ayakta tutan
Gözlerimin içine sürekli baktı. Ben kendi az, çekti hissettim
sürekli, için onun. Ben bizim varlık için, böylece yüzünü aksine hatırlama gibi
yüz, benim kalp, hızlı ve yüksek yendi duymak için tekrar görünüyor.
‘David’ diye onları basarak, dudakları ince yapım, dedi
birlikte, ‘ben başa inatçı bir at veya köpek varsa,
ne yapmam düşünüyorsunuz? ‘
‘Bilmiyorum.’
‘Ben onu dövdü.’
Ben nefes nefese fısıltı bir tür cevap vermişti, ama ben hissettim,
Benim sessizlik içinde, o benim nefes şimdi kısaydı.
‘Onu çekinme yapmak, ve akıllı. Ben kendime dedim ki, ‘ben fethetmek olacak
o adam “; ve eğer onu bütün kanı maliyeti o
Ben bunu yapmalıyım vardı. Yüzünde o nedir? ‘
‘Kir’ dedim.
O gözyaşları işareti gibi ben de öyleydim ama o olmadığını biliyordu
yirmi ile soru yirmi defa, her seferinde sormuştu
darbeler, benim bebeğim kalp ben önce patlama olurdu inanıyorum
öyle söyledim olurdu.
‘Sen, bir küçük adam için zeka iyi bir anlaşma var’ diye
, kendisine ait bir mezar gülümsemeyle, ‘dedi ve anlaşılır
beni çok iyi anlıyorum. O yüz, efendim yıkayın, ve gel
Benimle aşağı. ‘
O dışarı yapmıştı yıkama standı, işaret
Planet eBook.com 73 ücretsiz e-kitaplar
Bayan Gummidge gibi, ve başını beni işaret etti etmek
doğrudan ona itaat etmek. Sonra küçük bir şüphe vardı ve ben daha az olması
Şüphesiz şimdi o olurdu olmadan beni nakavt
az pişmanlık, ben tereddüt olsaydı.
‘Clara, sevgili,’ dedi, ben, onun emirlerini yapmıştı zaman
ve o hala eliyle, salona bana yürüdü
Kolum; ‘Eğer ben, bir daha rahatsız olmayacak
umuyoruz. Biz yakında bizim genç humours geliştirmek zorundadır. ‘
Tanrı bana yardım et, ben benim bütün için geliştirilmiş olabilir
hayat, ben, belki başka bir yaratık yapılmış olabilir
hayat, bu sezon nazik bir kelime. Teşvik bir kelime
ve açıklama, çocukça cehalet için acıma,
hoş geldiniz ev, bu ev bana güvence olduğunu
bundan böyle kalbimde beni ona saygılı yapmış olabilir,
yerine benim ikiyüzlü dışarıda bir ve yapmış olabilir
Bana saygı yerine ondan nefret ediyorum. Ben annem sandı
beni çok korkmuş ve garip odada duran görmek için üzgünüm,
Ben bir sandalyeye çaldı ve o, şu anda, o izledi
Bana hala daha üzüntülü gözleri ile – belki, eksik
çocukça sırtının bazı özgürlük – ama kelime değildi
konuşulan, ve bunun için zaman gitmişti.
Biz üç birlikte, yalnız dined. O görünüyordu çok
annem düşkün – Ben onu hiç iyi sevdim korkuyorum
Bunun için – ve ona çok düşkündü. Ben toplanan
Onlar, onun bir ablası kalmak için geldiğini söyledi ne
Onlarla, ve o akşam bekleniyordu. Ben
belli değil ben sonra, ya sonra, bulundu olsun,
Herhangi bir iş aktif endişe olmadan, o vardı
bazı hisse, ya da kar üzerine bazı yıllık ücret,

O efendim, uzun bir süre benim metresi olmuştur escort

o yaptı. Bu iş böyle çok mutsuz parça yaptı
Bunun, ben Counterpane bir köşesine kendimi sıvamış ki,
ve uyku için ağladım.
Birinin ‘İşte O!’ Diyerek ve ortaya çıkararak uyandı edildi
benim sıcak kafa. Annem ve Peggotty gelmişti
Benim için bakmak ve onu yapmıştı onlardan biriydi.
‘Davy,’ annemi dedi. ‘Sorun ne?’
Ben o bana sormak gerektiğini çok garip olduğunu düşündüm, ve
, ‘Hiçbir şey. “yanıtladı yüzümde devredilebilecek, ben hatırlamak
daha ona cevap titreyen dudak, gizlemek için
gerçeği. ‘Davy,’ annemi dedi. ‘Davy, benim çocuğum!’
Ben o olurdu söylüyordum hiçbir kelime söylemek cesaret
onu çocuk beni çağırıyor, sonra, bana çok etkiledi. Ben saklandım
yatak örtüleri benim gözyaşları ve bana onu preslenmiş
beni yukarı kaldırdı olurdu elimi.
‘Bu senin işin, Peggotty sen, zalim bir şey olduğunu!’ Dedi benim
annesi. ‘Hiç bu konuda hiçbir şüphem yok. Nasıl bağdaştırmak
sizin vicdan, ben merak ediyorum, benim kendi oğlum halel
bana karşı, ya da benim sevgili kimseye karşı? ne
Eğer, onun tarafından Peggotty demek? ‘
Kötü Peggotty ellerini ve gözlerini kaldırdı, ve sadece
cevap, lütuf açıklamalarını okumalarını bir çeşit ben genellikle tekrarlanan
Akşam yemeğinden sonra, ‘Rab seni affediyorum, Bayan Copperfield,
ve ne söylediler, bu dakika, sen asla olabilir
Gerçekten üzgünüm! ‘
‘Bu beni rahatsız yeter,’ annemi ağladı. ‘Benim balayı olarak,
de, benim en müzmin düşmanı insafa ne zaman,
Bir düşünmek değil, bana aklın biraz huzur gıpta ediyoruz
ve mutluluk. Davy yaramaz çocuk! Peggotty, sen savFree
Planet eBook.com 71 de e-kitaplar
yaş yaratık! Ah, benim sevgili! ‘Dönüm, annemi ağladı
onun alıngan kasıtlı bir şekilde, diğer bizden biri, ‘ne
Bir çoğu sağa olduğunda zahmetli dünya bu, bir
mümkün olduğunca hoş olmasını bekliyoruz! ‘
Ben biliyordum bir elin dokunmatik hissettim ne onun ne de
Peggotty en ve yatak tarafında ayaklarımın düştü. Sayın oldu
Dedi gibi Murdstone elini ve o kolumu tuttu:
‘Bu ne? Clara aşkım, sen unuttun mu? – Sertlik,
sevgili! ‘
‘Edward, çok üzgünüm’ dedi annem. ‘Ben olması gerekiyordu
çok iyi, ama ben çok rahatsız değilim. ‘
‘Gerçekten!’ Diye yanıtladı. ‘Bu ankara escort kızlar çok yakında kötü bir işitme var,
Clara. ‘
‘Ben, çok zor bu yüzden şimdi yapılmalıdır söylüyorlar’ döndü benim
anne, somurtarak; ‘Ve – çok zor – değil mi?’
O, ona onu çekti onun kulağına fısıldadı ve öptü
Onu. Annemin baş aşağı eğilir görünce yanı biliyordu
omzunun ve kolundan üzerine boynunu dokunma – Ben de biliyordum
o herhangi bir forma onu uysal doğasını şekillendirmek olabilir iyi ki o
Şimdi, bildiğiniz gibi o yaptığını, seçti.
‘Aşağıda aşkım git,’ Sayın Murdstone ankara escort bayan dedi. ‘David ve
Ben birlikte, aşağı gelecektir. Koyulaşması dönüm Arkadaşım, ‘
o Annemi izlemişti zaman Peggotty, karşılaştıkları ve
bir selam ve bir gülümseme ile onu kovdu; Eğer sizin yanınızdaki biliyor musun ‘
sevgilimin adı? ‘
‘O efendim, uzun bir süre benim metresi olmuştur’, Peggotty yanıtladı
‘Ben bunu bilmek gerek.’ Bu doğru, ‘diye yanıtladı. ‘Ama
Ben üst katta geldi Seni duydum, düşündüm yaparak onu ele
Bu onun değil isim. O benim, biliyorsun ankara escort almıştır. Will

O elini koyarak, çok zor oldu

Blunderstone rookery rağmen, ancak, gelecek
ve yaptım – taşıyıcı atı memnun onu. Ne kadar iyi
tehdit, donuk gökyüzü, bir soğuk, gri öğleden sonra, hatırlamak.Hatta
yağmur!
Yarı gülerek ve yarım, kapı açıldı ve ben baktım
annem için, benim için hoş bir ajitasyon ağlıyor. Değildi
o, ama garip bir hizmetçi.
‘Neden, Peggotty!’ Ben hüzünle, ‘eve gelmedi mi?’ Dedi
‘Evet, evet, Usta Davy,’ Peggotty dedi. ‘Eve geldi.
Biraz, Usta Davy Bekle, ve ben – ben size bir şey söyleyeceğim ‘.
Onun ajitasyon, ve onun doğal beceriksizlik Arasında
sepeti çıkıyorum, Peggotty çok olağanüstü bir yapım oldu
kendini çelenk, ama çok boş ve garip hissettim
bu yüzden ona. O aşağı var vardı, o eliyle beni aldı;
mutfağa, merak, götürdü; ve kapıyı kapattı.
‘Peggotty!’ Oldukça korkmuş dedim. ‘Sorun ne?’
‘Hiçbir şey meselesi, Usta Davy canım seni korusun!’ Diye
neşe bir hava varsayarak yanıtladı.
‘Bir Ben eminim, meselesi. Nerede anne var? ‘
‘Mama, Usta Davy Nerede?’ Peggotty tekrarladı.
‘Evet. Neden kapıdan çıkıp, ne var yok
Buraya geldiniz mi? Ah, Peggotty! ‘Gözlerim doluydu ve ben
Ben takla gittiğini hissettim.
‘Değerli çocuk kutsa!’ Ele alarak, Peggotty ağladı
ben. ‘Nedir? Benim pet konuşun! ‘
Ölü ‘değil, çok! Ah, o, Peggotty ölmedi? ‘
Peggotty Hayır haykırdı! şaşırtıcı bir hacimde
ses; ve sonra oturdu ve pantolon başladı, ve ben vardı dedi
Ona bir dönüş verilir.
Planet eBook.com 67 ücretsiz e-kitaplar
Ben dönüş götürmek, ya da onu başka bir vermek için ona sarıldım
doğru yönde çevirin, ve sonra onun önünde durdu,
endişeli soruşturma ona bakıyor.
‘Sen, sevgili görmek, ben şimdi önce söylemeliydim, “dedi
Peggotty, ‘ama ben bir fırsat yoktu. Ben yapılan gerekirdi
‘bu, belki de, ama ben olabilir azackly değil – her zaman bir alternatif oldu
Tam olarak, kelimelerin Peggotty en milis – ‘getir benim
buna dikkat et. ”
‘Üzerine Peggotty git’ eskisinden daha fazla korkmuş dedim.
‘Usta Davy,’ Peggotty onu kaputu çözmüş olmanızı dedi
elini sallayarak ve şekilde nefes nefese bir tür konuşma.
‘Sen ne düşünüyorsun? Bir baba var! ‘
Ben titredi ve beyaz döndü. Bir şey – Bilmiyorum
ne ya da nasıl – churchyard mezar ile bağlantılı,
ve ölü yetiştirme, bir sağlıksız gibi beni grev gibiydi
rüzgar.
‘Yeni bir’ Peggotty dedi.
‘Yeni bir?’ Diye tekrarladım.
O şey yutma sanki Peggotty, bir gasp verdi
O elini koyarak, çok zor oldu, ve, şunları söyledi:
‘Gel ve onu görmek.’
‘Onu görmek istemiyorum.’
- ‘Ve annen,’ Peggotty dedi.
Ben geri çekmek için durdurdu ve biz en iyi düz gitti
beni terk etti salonu.Yangın bir tarafında, doy benim
anne;Diğer Bay Murdstone üzerinde. Annem düştü
Onun çalışmaları ve aceleyle çıktı, ama çekinerek düşündüm.
‘Şimdi, Clara sevgili,’ Sayın Murdstone dedi. ‘Recollect!
her zaman kendinizi kontrol, kendini kontrol! Davy çocuk, nasıl yapmak

muhteşem ankara escortlar

“Benim işim sık sık şehir dışına beni alır. Olacak
onlar gibi, seyahat tarihleri ​​tartışmak gerekli zamanlarda gerekli
Ben senin için burada olabilir etkisi. Geç olabilir
gece veya iş yerinde sabahları erken, aile yükümlülükleri. Eğer
Bir yüzmek parti geliyor var, bunu ben sorabilirsiniz
Eğer giydiğinizde göstermek olacağını herhangi bir iz bırakmaz
senin mayo. Bunlar bilmeniz gereken şeyler vardır. ”
“Teşekkür ederim. Ben senin dikkate takdir ediyorum. ”
“Ben her zaman ilgilenirim. Bazen, son gibi
gece, seni cezalandırmak için gerekli olacaktır. Ben zevk yok
Bu işaretleri bırakarak, ama kanıt görmek istiyordum
Ben size getirmek zevk. Bazı işaretleri içindir
olmak hatırlatmalar, sürece yönelik zevk uzatmak için
onlar sizin için ve benim için, son. ”
Kıçını hala onun ceza pembeye. O did değil
onun adil cilt üzerinde bir iz bırakmak çok almak, ve onlar
gün boyunca, bazen dinlenmeye eğiliminde. “Anlıyorum.”
O okuyun.Sonunda çeşitli türde bir listesi oldu
bir yanında bir onay işareti koymak için talimatlar ile oynamak
olanlar o kesinlikle keşfetmek istemiyordu. sert
sınırlar. O okurken O, kabul, sessiz kaldı
ve kutuları off kontrol. O bitmiş, o oldu
diye dışladı ne kadar birkaç görmek şaşırttı. o kaydırdı
masada tamamlanan oluşturur.
Kucağında ellerini ovuşturup, o he süre bekledi
sayfaları çevirdi. O yapmış değil herhangi bir
değişiklikler, ama o emin olmak istedim tahmin o
bir şey kaçırmış değil. O son geldiğimde
sayfa, o sert limitler liste ile onun zaman aldı. ‘de
sonu, bakışları bir geri sayfa yukarı taşındı
Özellikle sincan escort madde o denetlenmeyen bırakmıştı.
“Sen izlenecek mi?” Diye sordu, bir kaşını
yükseltilmiş.
Omuzlarını kızılay escort silkti. “Bilmiyorum. Belki. Bu bir fantezi değil
benim, biliyor musun? “Durdu, arıyor
kendini ifade etmek doğru yolu.
“Bilmem gereken,” diye ona cesaret dedi. “Gelemem
Eğer beni ipucu değil yaparsanız fantezi gerçeğe dönüştürecek. ”
“Biliyorum. Sadece … Sadece birilerinin izlemek istemiyorum var. Ben
izlemek keçiören escort istiyorum. “

yuksekovadaki-izinsiz-gosteriler-sona-erdi-54380557af2d5

Yüksekova’daki izinsiz gösteriler sona erdi

IŞİD’in Kobani’deki saldırıları bahanesiyle, Yüksekova ilçesinde 6 gündür devam eden izinsiz gösteriler, Demokratik Bölgeler Partisince yapılan anonsların ardından sona erdi.
ANKARA
IŞİD’in Kobani’deki saldırıları bahanesiyle, Yüksekova ilçesinde 6 gündür devam eden izinsiz gösteriler, Demokratik Bölgeler Partisince (DBP) yapılan anonsların ardından sona erdi.
Öğle saatlerinde DBP’ye ait araçtan ilçe merkezindeki esnafların kepenklerini açmaları için anonslar yapılırken, belediye ekiplerince cadde ve sokaklarda temizlik çalışmaları başladı.
Belediye ekipleri, olaylarda yola konulan barikatları ve taşları, iş makineleriyle kamyonetlere yükleyerek ilçe dışına taşıdı.
Olayların durması ve yapılan anonsların ardından, esnaf iş yerlerinin kepenklerini açmaya başladı ve ilçede günler sonra hayat normale döndü.
Tunceli
Terör örgütü IŞİD’e tepki bahanesiyle Tunceli’de yapılan izinsiz gösterilerde iki okul ve bir spor salonu hasar gördü.
Alınan bilgiye göre, dün gece Tunceli merkezde, terör örgütü IŞİD’e tepki bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde, yüzleri maskeli bir grup tarafından iki okul ve bir spor salonuna atılan molotofkokteyli ve taşlar nedeniyle yaklaşık 150 bin liralık maddi hasar oluştu.
Tadilat çalışması başlatılan spor salonu ve okulların bu hafta bakım onarımının tamamlanarak, 13 Ekim’de eğitim öğretime başlanması planlanıyor.
Mersin
Mersin’de, terör örgütü IŞİD’in Kobani’ye saldırmasını bahane eden grupların izinsiz gösterisi sırasında etek giymiş göstericilerin bir okuma salonuna molotofkokteyli atması güvenlik kamerasına yansıdı. 
Alınan bilgiye göre, Merkez Akdeniz ilçesi Şevket Sümer Mahallesi’nde bulunan bir binaya kadın elbisesi giymiş yüzleri kapalı şahıslar tarafından molotofkokteylli saldırı düzenlendi. Saldırı sonrası bir oda tamamen yanarken, binada bulunan bir okuma salonu kullanılamaz hale geldi.
Binada bulunan güvenlik kamerası tarafından görüntülenen saldırıda, etek giymiş yüzleri maskeli 4-5 kişinin ellerindeki molotofkokteyllerini binaya attıktan sonra kaçtığı görülüyor.
İzmir
Ege Genç İş Adamları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya, yaptığı açıklamada, TBMM’nin olağanüstü toplanması ve siyasi liderlerin ortak açıklamayla tansiyonu düşürecek mesajlar vermesini beklediklerini belirtti.
Kaya, son günlerde yaşanan protesto gösterilerinin tehlikeli bir boyuta sürüklendiğini, başta siyasi aktörler olmak üzere herkesin akıl, sağduyu ve sorumluluk duygusu ile hareket etmesi gerektiğini belirtti.
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş da üyelerine gönderdiği mesajında düşünce ve ifade özgürlüğünün şiddet olaylarına dönüştürülmesini kabul etmediklerini, ülkenin iç barışını ve huzurunu bozacak her türlü şiddet hareketinin karşısında olduklarını belirtti. 
Demirtaş, mesajda şu ifadelere yer verdi:
“Birlik ve bütünlüğümüze zarar vermeye çalışan, bizi ayrıştırmaya çalışanlar olduğunu ve hatta bunların dış bağlantıları, destekçileri olduğunu görüyoruz. Ülkemizin iç barışını bozacak olan bu girişimler, aynı zamanda ekonomimize de büyük zarar verecektir. Bu nedenle tüm ülkemiz insanlarını ve üyelerimizi sağduyulu davranmaya, çeşitli provokasyon ve tahrikler karşısında dikkatli olmaya davet ediyoruz.”
HÜDA PAR İzmir İl Başkanı Hüseyin Şani ise parti binasında düzenlediği basın toplantısında PKK ve HDP çağrısıyla sokağa inen çetelerin birçok yeri savaş alanına çevirdiğini söyledi.
HÜDA PAR’a yönelik saldırıların bölgede yaşayan tüm mütedeyyin ve dindar insanları hedef aldığını savunan Şani, şunları kaydetti:
“PKK çeteleri, mütedeyyin insanların iş yerlerine, evlerine, araçlarına saldırıyor ve hatta sadece sakallı olmasından dolayı vatandaşlarımızı katlediyor. Anlayacağınız bu saldırılar direk İslam’a ve Müslümanlara yapılan bir saldırıdır. Bunun başka bir izahı yoktur. Bunun Kobani ile hiçbir alakası yoktur.”
Kocaeli
Kocaeli’nde, IŞİD bahanesiyle izinsiz gösterilerde yaşamını yitirenler için gıyabi cenaze namazı kılındı, basın açıklaması yapıldı.
İzmit Sabri Yalım Parkı’nda toplananlar adına adına açıklama yapan İnsan Hakları Savunucuları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Orhangazi Ergin, Ortadoğu ve Türkiye’de gerçekleştirilen olaylarla büyük İsrail devletinin kurulmasının hedeflendiğini savundu. 
Diğer yandan HÜDA PAR ve Umut-Der mensupları, İzmit yürüyüş yolunda Kobani bahanesiyle gerçekleştirilen eylemlerde hayatını kaybeden partililer için yapılan basın açıklaması ardından Fevziye Camisi’nde gıyabi cenaze namazı kıldı. 
Elazığ
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Sait Şahin, İzzet Paşa Camisi’nde kılınan gıyabi cenaze namazı öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, PKK’nın hedefinin Türkiye’yi karıştırmak ve Suriye’deki iç savaşın içine çekmek olduğunu iddia etti.
Şahin, bu kirli hesaplara asla geçit vermeyeceklerini ve davalarından zerre kadar geri adım atmayacaklarını sözlerine ekledi.
Grup, gıyabi cenaze namazının ardından dağıldı.
Kayseri
Kayseri Gönüllü Kültür Kuruluşları Sözcüsü Ahmet Taş, Diyanet-Sen Kayseri Şube binasında düzenlediği basın toplantısında, ”Şehirlerimizi harabeye çeviren, vatandaşın en doğal hakkı olan güvenlik içinde yaşayabilme hakkını ortadan kaldırıp, ülkemizi provokatif eylemlerle yaşanmaz hale getiren, son olayları asla kabul edilemez, sorumsuz, insanlığa sığmayan, toplum vicdanınını yaralayan davranışlar olarak buluyor ve telin ediyoruz” diye konuştu.

siddetin-nedeni-eski-turkiyenin-diriltilmesi-gayretidir-5438055209828

Şiddetin nedeni eski Türkiye’nin diriltilmesi gayretidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son günlerde sergilenen şiddet eylemlerinin nedeni asla ve asla Kobani değildir eski Türkiye’nin diriltilmesi gayretidir” dedi.
TRABZON
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karadeniz Teknik Üniversitesi 2014-2015 akademik yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, ’Birkaç gündür eski Türkiye’yi diriltmek adına yeni birtakım girişimlerin sahnelendiğini görüyoruz. Dikkatinizi çekiyorum, birkaç gündür sergilenen şiddet eylemlerinin arkasında sadece bir örgüt, sadece bir siyasi görüş yok. Baktığınızda eski Türkiye’nin tüm aktörlerinin açık ya da gizli şekilde bu şiddet eylemlerine destek verdiğini görüyorsunuz.” dedi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
“Gezi olaylarında olduğu gibi Türk bayrağına saygı duyduğunu iddia edenlerle Türk bayrağını yakanların aynı safta buluştuklarına şahit oluyoruz. Atatürk’ün büstünü yıkanlarla buluştuklarına şahit oluyoruz. Şunu herkesin bilmesini isterim, son günlerde sergilenen bu şiddet, Vandallık ve yağmacılık eylemlerinin nedeni asla ve asla Kobani değildir eski Türkiye’nin diriltilmesi gayretidir.
Şu anda Türkiye’de bakıyorum ki bazı siyasiler çıkmış şunu konuşuyor, ‘Tezkereye oy vermedik ama yeni bir tezkere’. Nedir? ‘Sadece Kobani’ye yönelik bir tezkere yapabiliriz’. Ya insaf be. Şimdi Kobani’den 200 bin insanı Türkiye evine almış onlara ev sahipliği yapıyor ama sen 200 bin insanı öldüren Esed’i korumak için mi bunu yapıyorsun? Suriye’de devlet terörü var ve bu devlet terörünün başı da Esed’tir.
Biz Amerika’ya da söyledik, üç şeyi halletmediğiniz sürece bu işin içinde olmayız. Bir, uçuşa yasak bölge ilan edilecek. İki, güvenli bölge ilan edilecek. Üç, eğit-donat yapacağız. Bunlar başarılması halinde yaparız. Önemli olan bir şey daha var, o da bir defa Suriye’deki rejime yönelik adımları da kararlı bir şekilde atacağız. Eğer bunlar hedeflerin içinde varsa böyle bir şeye olumlu bakabiliriz. Bunlar olmadığı sürece biz burada yer alamayız, rol alamayız.
Bölücü terör örgütü bu işin baş sorumlusudur. Yani o çocukların eline molotofları verenler, taşları verenler bunlarla beraber hatta silahı verenler, işte polisimizi, polislerimizi şehit edenler ortada. Bütün bunlara karşı polisimiz ne yapacak, hala kalkan mı tutacak? Kusura bakmasınlar, kimse de bu konuda bize akıl vermesin. Artık ne polisimizin ne askerimizin kalkanla bu işin önüne geçmesi mümkün değil. Gereği neyse askerimiz de polisimiz de bundan sonra onu yapacaktır.”
Ayrıntılar geliyor..
 

insanlar-sokaga-ciksin-derseniz-firsatcilar-ortaligi-kana-bular-5437f71c58301

İnsanlar sokağa çıksın derseniz fırsatçılar ortalığı kana bular

TBMM Başkanı Çiçek, “İnsanlar sokağa çıksın derseniz, bu fırsattan yararlanmak isteyen fırsatçı provokatörler, eli kanlı katiller çıkar, ortalığı kana bular” dedi.
TBMM
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ”İnsanlar sokağa çıksın derseniz, eylemlerin içinden gelen siyasetçilerin şunu bilmesi gerekir ki; sen ne kadar masume bir talep olarak bunu söylersen söyle, bu fırsattan yararlanmak isteyen fırsatçılar, provokatörler, eli kanlı katiller çıkar, ortalığı kana bular” dedi.
Meclis Başkanı Çiçek, A Haber’in canlı yayınında, son günlerde yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çiçek sözlerine, başta emniyet mensupları olmak üzere hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine başsağlığı dileyerek başladı.
Çok sabırlı, itidalli olmaları gereken bir süreçten geçtiklerini ifade eden Çiçek, taşların bağlı, şeytanların serbest olduğu bir ortamın bulunduğunu söyledi. Çiçek, birbirlerini daha iyi anlamaya, provokasyonlara alet olmamaya, bin defa düşünüp bir defa konuşmaya, hareket etmeye mecbur olduklarını belirtti.
Ölenlerin kendi insanlarımız olduğunu dile getiren Çiçek, “Ama inanıyorum ki sevinenler de başkaları. Bu süreç iyi bir süreç değil. Belli bir süreden beri Türkiye’de belli ölçüde huzur ortamı sağlanmışken şimdi Türkiye’nin dışında meydana gelen gelişmelerden Türkiye’yi sorumlu tutarak, 1990′lı yılları hatırlatan olumsuz bir görüntü yaşıyoruz” diye konuştu.
“Türkiye’den başka kapısını açan yok”
Çiçek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni suçlamaya kalkanlarda biraz insaf, vicdan kaldıysa bir şeyi görmeleri, bundan sonra yapılanları, yapılacak olanları anlamaları gerektiğini söyledi.
Türkiye’ye sayısını bile her gün yaklaşık olarak söyledikleri 1 milyon 600 binden fazla sığınmacı geldiğini anımsatan Çiçek, Türkiye’den başka da kapısını açanın bulunmadığını belirtti. Sadece Kobani’den ilk üç günde gelenlerin sayısının 180 bin civarında olduğuna işaret eden Çiçek, “Türkiye şuradan girsin, buradan çıksın, kara harekatına katılsın” diye hariçten gazel okuyan ülkelerin tamamında 130 bin civarında mültecinin bulunduğunu belirtti. Çiçek, mültecilere kapılarını kapatanların bütün yükü, faturayı Türkiye’ye çıkarmaya çalıştıklarını ifade etti.
Dünyada ekonomik kriz bulunduğunu, Türkiye’de de ekonomik sıkıntılar olduğunu vurgulayan Çiçek, ancak Türkiye’nin bu sıkıntılar içinde  4 milyar 519 milyon dolar bütçesinden, rızkından, yatırımından, acil ihtiyaçlarından keserek, insani yardım olarak, etnik köken, mezhep ve düşüncesine bakmaksızın bu insanlara kucak açtığını anlattı.
Çiçek, Türkiye’nin yaptıklarını takdir etmek bir yana, sağı solu yakıp yıkmanın, insanlıkla, insafla bağdaşır bir durum olmadığını belirtti.
“Seninki insan, asker, can da…”
Türkiye’nin, bu gelişmelerin sorumlusu değil, sonuçlarından etkilenen bir ülke olduğuna işaret eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suriye, Irak’ta başlayan ayrımcı, diktatör bir kısım uygulamalardan, halka yapılan zulümlerden sonra meydana gelen gelişmeler nedeniyle bu kadar insan, yerinden, yurdundan olarak Türkiye’ye geldi. Türkiye bunlara kardeşliğinin, insanlığının gereği kucağını açtı. Kimsenin elini cebine attığı yok. Kimsenin bu noktada ileri bir çaba içinde olduğunu söylemek mümkün değil. Ama her şeyi Türkiye’den bekliyorlar. İki yüzlülüğün çok açık sırıttığı bir ortamdayız. ‘Türkiye kara harekatına girişsin’ deniliyor. Peki sen niye girişmiyorsun? Türkiye niye tek başına böyle bir kara harekatına girişecek? Bize bunu teklif edenler Afganistan, Irak bataklığından, geçmişte Vietnam’dan kendisini zor kurtardı. İstiyor ki şimdi Türkiye, bodoslama bu kara harekatıyla, bu bataklığın içine girsin. Peki sen ne yapacaksın? ‘Havadan bombardıman yapacağım’ Niye havadan; çünkü bunun riski yok. Onun askeri, insanı ölmeyecek ama Türk askeri ölsün. Bunu söyleyebilmek için nasıl niteleme yapmak lazım anlamak mümkün değil. Türkiye, sebebinin kendisinin olmadığı, sonuçlarından da en olumsuz şekilde etkilendiği bir kara harekatının içine bodoslama girsin isteniliyor. Tamam gireceksem yanımda sen olacak mısın ‘yok’, koalisyon güçleri olacak mı ‘yok’, ben bir tugayla gireyim hiç olmazsa sen bir mangayla gel yanıbaşımda dur, ‘yok’. Seninki insan, asker, can da bizim insanımız hayatını bu kadar bedava, sebebinin kendisi olmadığı, sorumlu olmadığı bir savaşın içine niye sokacak? Bundan dolayı Türkiye’ye, neden ikide bir baskı yapılma çabası içinde olunuyor?”
“Kerkük, Telafer’deki katliamların üzerinde kimse durmuyor”
Meclis Başkanı Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tezkerenin sınırlandırılmasına ilişkin önerisinin sorulması üzerine, bu konunun tartışmaya açık olduğunu kaydetti. Çiçek, bunun üzerinden değerlendirme yapmayı, bu fotoğraf açısından yeterli bulmadığını söyledi.
Bugüne kadar 300 binden fazla kişinin öldüğüne işaret eden Çiçek, bunların da anası, babası, ailelerinin olduğunu söyledi. Türkmenler, Araplar katledilirken kimsenin sesi soluğunun çıkmadığına dikkati çeken Çiçek, uluslararası toplumun, “Kimyasal silah kullanmayın, birbirinizi nasıl öldürürseniz öldürün” dediğini ifade ederek, “Böyle bir anlayışın sahipleri, sorumluları, Türkiye’ye ‘niye oradan girmiyorsunuz, niye buradan…’ O coğrafyada ölen kim olursa olsun, kökeni ne olursa olsun, nerede olursa olsun ister Kobani, Halep, Telafer, Kerkük’te” diye konuştu.
 Kerkük’teki, Telafer’deki katliamların üzerinde kimsenin durmadığını ifade eden Çiçek, sözlerini, ”Bunlar da insan. Bu katliamlar olurken sokağa çıkılmadı da şimdi Kobani meselesi olduğu zaman… Elbette Kobani de bizim meselemiz. Ama bir bütünlük içinde bakmak gerekirken, sorumsuz açıklamaların sonucunda millet sokaklara dökülür hale geldi” diye sürdürdü.
“Geveze Türkiye oluruz”
Çiçek, siyaset adamlarına, Türkiye’de siyaset yapanlara ciddi sorumluluklar düştüğünü söyledi. “Sözünüz HDP’ye mi?” sorusuna Çiçek, “Kim olursa olsun. Bu sorumsuzlukları kim yapıyorsa, artık onu ayırma, bunu ayırma dönemi geçti. Daha soğukkanlı, itidalli, daha sorumlu konuşmamız lazım. O sorumsuzluğu yapmamak adına isimlendirme yapmak istemiyorum. Geçmişte bir siyasetçimiz ‘özgürlük talep etmek adına konuşan Türkiye istiyoruz’ dedi. Şimdi düşünürek konuşan Türkiye’ye ihtiyacımız var.  Düşünerek konuşmadığımız takdirde, siyaseti gevezeliğe dönüştürmüş oluruz. O zaman geveze Türkiye oluruz” karşılığını verdi.
TBMM Başkanı Çiçek, 30′a kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, “Bunun sorumlusu kim?” diye sordu.
Çiçek, “İnsanlar sokağa çıksın derseniz, insanlar sokağa çıkarsa, eylemlerin içinden gelen siyasetçilerin şunu bilmesi gerekir ki; sen ne kadar masume bir talep olarak bunu söylersen söyle, bu fırsattan yararlanmak isteyen fırsatçılar, provokatörler, eli kanlı katiller çıkar, ortalığı kana bular. Bu da olmuştur” dedi.
“Şiddet, hak talep etme yöntemi olamaz” 
Demokratik talebin olabileceğini dile getiren Çiçek, şunları söyledi:
“Meydanlarda miting yaparsın, imza kampanyası başlatırsın, demokratik başka yol ve yöntemler neyse cebir, şiddete itibar etmeden, her türlü protestoyu yapabilirsin. Ama camlar, çerçeveler kırılıyor, dükkanlar soyuluyor, yağmalama yapılıyor, devlet malı tahrip ediliyor, insanların canı kıyılıyor. Sonuçta da hiçbir şey olmamış gibi siyaset yapıyor olamayız.
Geçmişte talk şov, bir yarışma programı yapan bir spikerin toplumun belli kesimini rahatsız edecek tek cümlesi oldu, yer yerinden oynadı. Başka siyasetçimiz benzer laf söyledi, sokaklar meydan muharebesine döndü. Türkiye’nin böyle hassasiyetleri var. Türk bayrağını, Atatürk büstünü yakacaksın, o zaman nasıl olacak da biz birarada yaşayacağız. Bir arada yaşamanın yolu; ne talep ediyorsan et, cebir ve şiddet bunun içinde olamaz. Cebir ve şiddet, bir hak talep etme yöntemi olamaz. Bu uluslararası hukuka, AİHM’in kararlarına, insan vicdanına, aklına aykırı.”
Bu iş kullanılmaktan başka bir şey değil
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, IŞİD bahanesiyle yapılan izinsiz gösterilerin ve olayların ipinin Türkiye’nin dışında olduğunu ifade ederek, “Sokağa dökülmek için, 30 vatandaşımın hayatını kaybetmesi için aklı başında, makul gerekçe göstersinler. Bu iş kullanılmaktan başka bir şey değil” dedi.
“A haber” kanalında katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiçek, “Türkiye’nin IŞİD ile komşu olacağı” yorumlarıyla ilgili, Türkiye’nin terör örgütlerinden biriyle komşu olmaya zorlandığını söyledi. 
Suriye’deki kaosun Türkiye’nin kamu düzenini bozduğunu vurgulayan Çiçek, “Ben adam gibi adamla komşu olmak istiyorum, hiçbir terör örgütüyle komşu olmak istemiyorum. Türkiye, birinden birini tercih etmeye neden zorlanmak isteniyor?” diye konuştu. 
IŞİD’in terör örgütü olduğunu ve hükümetin bunu geçen yıl ilan ettiğini anlatan Çiçek, “Belki de bugüne kadarki en vahşi örgütlerden biri. Bunda hiç tereddüt yok. Bunların insanlıkla, Müslümanlıkla alakası yok ama Türkiye, bunun vahşetini görüp öbürlerinin yaptığını görmemek gibi bir aymazlığın içinde olamaz” dedi. 
Hükümetin belli riskleri göze alarak İmralı ile HDP arasında mesajlaşma yolunu tercih ettiğini belirten Çiçek, şunları söyledi:
“Çözüm süreci eksik, doğru, yanlış yürüyor. Belli bir noktaya gelmişken, 2000′den bu yana birçok hak ve özgürlükler sağlanmışken, yapılma yolunda çaba varken, bu kaos, bu kargaşa, bu şiddet, bu terör neyin nesi? Ne zaman Türkiye işlerini yoluna koymaya çalışsa bu örgütler devreye giriyor, kan döküyor, süreç başarıya ulaşmasın diye bir gayretin içinde oluyorlar. Şu an sokağa dökülmek için, 30 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi için aklı başında, makul gerekçe göstersinler. Bazı vatandaşlarımızın dükkanları soyuldu, yağmalandı, binalar yakıldı, yıkıldı, kamu malları yakıldı, yıkıldı. Bunların izahını yapabilmek için bana makul bir tek gerekçe söylesinler. Bu iş kullanılmaktan başka bir şey değil. Terör örgütleri her zaman uluslararası politikanın bir parçasıdır. Bu noktada da en önemli görev ifa eden örgüt PKK’dır. Önde gelen ülkelerin örgütte adamları var. Lazım olduğu zaman, işleri yoluna koymuşsunuz, bakarsınız Erbaa’da olay meydana gelir. Sağduyu çağrısı yapıldı, ‘şiddet olmasın’ dedi, dün gece emniyet görevlilerimiz şehit oldu. Namludan mermi çıktıktan sonra nereye isabet edeceğini kontrol edemezsiniz. Mühim olan tetiğe basmamaktır. Olan oldu, hiç olmazsa bundan sonra herkes aklını başına toplamalı. Bir arada yaşamanın şartlarını oluşturarak, ne yapacaksak demokratik imkanlar içinde yapmamız gerekir. Siyasi kanallar açıldı. Herkes düşüncesini söyleyebiliyor. Meclis’te, dışarıda söyleyebiliyor. Demokratik imkanlar varken silah neyin nesi, masum insanların katledilmesi neyin nesidir?”
“Devlet ve makamlar bu günler için var” 
Çiçek, bu ortamda siyasi parti liderlerinin bir araya gelip gelmemesinin kendisinin dışında olduğunu ifade ederek, “Geriye dönük baktığımızda değil bir araya gelmek, el sıkışmak bile büyük olay oluyor. Maalesef diyaloğun sıfıra müncer olduğu bir süreçten geçiyoruz” dedi. 
Devletin ve belli makamların bu günler için olduğunu dile getiren Çiçek, “Çağrıyı yapmak önemlidir de havada kalırsa başka sıkıntıya sebebiyet verir. Böyle bir çağrıyı yapmak bana düşmez ama olacaksa da üzerimize düşeni yapalım. Bir araya gelip mutabakata varabilmek önemli” diye konuştu. 
“Sürece örgütün kendisi zarar veriyor” 
Yaşananların bölgedeki vatandaşların canına tak ettiğini, bölge insanının hizmet alamadığını vurgulayan Çiçek, şöyle devam etti:
“Çözüm süreci engellenmesin diye belki Yozgat’ta, Ankara’da, Edirne’de uygulanan kanunlar orada aynı kararlılıkla uygulanmıyor ama sürece bizatihi örgütün kendisi başkalarının emir ve talimatıyla zarar veriyor. Sokağa çıkma ve 30 insanımızın hayatına mal olan bu vandalizm hangi gelişmelerin sonucunda oldu, ona bakmamız lazım. Ne oldu da birden düğmeye basıldı, KCK’sı, ötekisi ‘sokağa çıkın’ talimatı verdi? Bunu gördüğümüz anda bu işin şifresi çözülür. Örgütün nasıl bir oyun içinde ve kimlerin maşası olduğu çok açık ortaya çıkar.
Sen diyalog masasına C-4 patlayıcıyla gelirsen, tehditle gelirsen, benim dediklerimi kabul etmezsen, ‘yakarım, yıkarım’ dersen bu diyalog olmaz. Diyalog isteniyorsa evvela herkesin üslubuna, tercih ettiği yöntemlere dikkat etmesi gerekiyor. Bu yöntemlerin içinde şiddet, kan dökmek, kin tutmak olmaz, olaylara bütüncül yaklaşım içinde olursunuz. Türkiye ister Ezidi, ister Türk, ister Kürt, ister Arap hiçbir ayrım yapmadan kucaklayıcılığı yaptı ama bu eylemi koyanlar bu kucaklayıcılık içinde olmadı, olmuyor. Buna da biraz kafa yormak gerekiyor. Bu neyin fitnesidir, bu fitnenin ucu nereden ateşleniyor ve hangi gelişmelerin sonucunda bu sokağa dökülme olayı meydana geldi? 30 senedir terörden acı çekmiş toplum bu sorunun cevabını kolaylıkla bulacaktır. Bu olayların hiçbirinin ipi Türkiye’den değil, başka yerdendir. Türkiye’dekiler bu işin maşasıdır. Bunu anlayabildiğimiz anda, talimat ister KCK’dan, ister başka yerden gelsin, vatandaşlarımız 9 defa düşünsün. Başkalarının kirli tezgahları yüzünden kendi insanlarımızı kaybediyoruz.” 
Çiçek, TBMM’de grubu bulunan dört siyasi partinin yeni anayasayla ilgili her konuşu konuştuğunu, ancak uzlaşma iradesinin gerekli olduğunu söyledi. Belli konularda dört partinin birden uzlaşma imkanı olmadığını dile getiren Çiçek, “Ya kuvvetli çoğunluğa dayalı yeni yöntem belirlenecek ya da başka yöntem bulunacak. Yakın gelecekte bunu çok gerçekçi görmüyorum” dedi. 
Çiçek, yeni yasama yılında milleti rahatlatacak olumlu bir atmosfer ve anlayış ortamı beklediğini de ifade etti.
“Nasıl işbirliği yapacağız?”
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, geçmişte yatırımlar yapılmadığı için suçlandığını anımsatan Çiçek, şimdi ise devletin havaalanı yapmak istediğini, şantiyelerin yakıldığını, baraj yapmak istediğini, işçilerin kaçırıldığını, dozerlerin yakıldığını, haraç almaya çalışıldığını, hastane yapılmasına karşı çıkıldığını anlattı. Çiçek, devletin dişinden tırnağından artırdığını, bölgeler arası dengesizliği ortadan kaldırmaya ve bölge insanının refahını artırmaya çalıştığını söyledi. 
“PKK’ya şu veya bu şekilde sempati duyan bir kısım vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum” diyen Çiçek, şunları kaydetti:
“Bir oyunun içine girdiniz, giriyorsunuz, daha fazla kullanılıyorsunuz. O bölgenin ve Türkiye’nin geleceğiyle ilgili sıkıntılı bir sürecin içinde oluyorsunuz. Bunlardan vazgeçmeniz lazım. Daha makul, daha itidalli, sağduyulu olup bitenleri değerlendirmeniz lazım. Bu işler, durup  dururken nereden çıkıyor, hemen bir beyanat. Hangi olayların sonucunda sokağa dökülme kararları verilebiliyor. Şunu görmek lazım: Geçmişte de bu işlere bakan biri olarak, kesinlikle şuna adıma inandığım kadar inanıyorum ki, PKK’nın müstakil hareket etme kabiliyeti yok. Bu süreçte Türkiye’yi belli bir bataklığa sürükleme noktasında PKK kullanılıyor. PKK’nın talimatıyla veya onun emrine uyarak sokağa çıkanlar kullanıldığının farkında olması lazım. Türkiye, bu bataklığa sürüklensin diye terör örgütü üzerinden Türkiye’ye baskı yapılmaya çalışılıyor.  Bu normal bir olay, protesto hareketi değil. Neresinden bakarsanız bakın her tarafından pislik kokan, her tarafında uluslararası oyun kokan bir provokasyonla Türkiye karşı karşıya. PKK, bugüne kadar kendi başına karar vermedi.  Bunları orada eğitenler, silah, lojistik desteği yapanlar, bugünler için bu destekleri yapıyorlar. Bu raporlarda da var. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir terör örgütü dış destek olmadan eylem de yapamaz başka türlü karar da veremez. Bunun içine IŞİD, PKK, dünyanın başka yerlerindeki terör örgütleri de dahil. ”
Çiçek, ikiyüzlülükte bir başka noktanın daha bulunduğunu vurgulayarak, eğer teröre karşı çıkılıyorsa,  hepsine, her türlüsüne karşı olmaları gerektiğini kaydetti. Çiçek, “Bunun içinde PKK, IŞİD, DHKP-C de var. Suriye veya Irak’ta adını Horasan, El Nusra dediğimiz, daha adını sanını duymadığımız veya daha sonra duyacağımız bir çok örgüt. Buna karşı uluslararası toplumun ortak tavır içinde olması lazım” dedi.
Bir ülkenin,  ”Benim için IŞİD önceliklidir” dediğini dile getiren Çiçek, ”Benim için de PKK ve IŞİD önemli.  Bu da benim 40 binden fazla insanımın kanına girdi, Türkiye’yi bu kadar sıkıntıya soktu. 2-3 günden beri 30′dan fazla insanımız hayatını kaybettiği gibi milyarlarca liralık zarara girdi. Türkiye bir anda farklı atmosferin içine girdi. Senin için IŞİD önemli, PKK önemli değil. O zaman nasıl olacak da işbirliği yapacağız” diye sordu.
“Kaç kişi öldükten sonra yapılan açıklama”
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, “şiddet dursun” açıklamasının geç kalan bir çağrı olup olmadığı sorusuna Çiçek, “Kaç kişi öldükten sonra yapılan açıklamadır. Sokağa çıkma yönündeki talep doğru değildi. Bu kadar insanı sokağa davet ederseniz, sonucunu önleyemezsiniz. Eylemlerin içinden gelen siyaset adamları olarak ‘sokağa çıkın’ dediğiniz andan itibaren sokağı kontrol etmek mümkün olmaz. Bu 30 kişinin sorumlusu kim olacak? Vicdanen çok mu doğru iş yaptık? Gel miting yap ama sokaklara çıkın dediğinizde yakıldı, yıkıldı, Türkiye bir anda cehenneme döndü” karşılığını verdi.
“PKK, uluslararası oyunun parçası”
Bu olaylardan çözüm sürecinin nasıl etkileneceği sorusu üzerine Çiçek, Türkiye’de çözüm sürecini istemeyen çok şey olduğunu kaydetti.
Bu işin çözülmesini isteyenlerden daha fazla çözülmemesini isteyen ülkeler, gruplar, uluslararası güçlerin olduğunu anımsatan Çiçek, Türkiye’nin bu sorunu çözmesi halinde elinin rahatlayacağını ifade etti. Çiçek, “Ama bu sorun çözülsün, PKK bitsin istemiyor. Çünkü gün geliyor kullanmak gerekiyor, şimdi de kullanıyorlar. Yemin ederek söylüyorum ki PKK, bir uluslararası oyunun parçasıdır. Bunun üzerinden Türkiye belli bir yöne itilmek isteniyor. Bunu en önce o bölgedeki vatandaşlarımızın, şu veya bu nedenle sempati duyan insanların bir oyuna geldiğinin farkında olunması lazım” dedi.
“Hak talebi, C-4 patlayıcıya bağlanamaz”
Çiçek, belli bir süreden beri Türkiye bağrına taş basarak olup bitenleri takip etmeye çalıştığını dile getirdi.
Hiçbir demokratik ülkede, bir hak talebinin C-4 patlayıcıya bağlanamayacağını vurgulayan Çiçek, “Şunları istiyorum olmadığı takdirde yakarım, yıkarım, adam öldürürüm” yönündeki hak talebinin uluslararası hukukta cezasının olmadığını, insan vicdanının kabul edemeyeceğini söyledi. Çiçek, bunun uluslararası bir oyun olduğunu ifade etti.
Çiçek, çözüm sürecinden geri dönüş olup olmayacağı sorusunu ise şöyle yanıtladı:
 ”Çözüm sürecinden geri dönüş olmayabilir ama bütün bunlar çözüm sürecini zorluyor. Çözüm süreci olmasın diye bir kısım oyunlar… Bu üstelik Kobani üzerinden yapılmaya çalışılıyor. Kobani, Türkiye ilgi duyuyor, elden gelen yardımı yapıyor, bundan sonra yapacak. Türkiye’ye, ‘sen kara harekatına tek başına gir’ deniliyor. Sen, NATO niye girmiyor? Koalisyon güçlerinin  kara birlikleri var. Bütüncül yaklaşım içinde olunmuyor. Kobani var da Halep, Telafer, Kerkük yok mu? Niye bölgenin tümüne bütüncül yaklaşım içinde bakmıyoruz? Niye terör örgütleri arasında ayırım yapıyoruz, önce IŞİD, sonra… IŞİD’e karşı bir başka terör örgütü silahlandırılmak isteniyor. O silahların Türkiye’ye karşı kullanılmayacağını kimse garanti edemez. Çünkü Türkiye bunu yaşadı. Amerikan’ın Irak askerlerine verdiği silahların bir kısmının PKK’nın eline geçtiğini biliriz. Öyle ya da böyle geçti, çalındı veya satıldı. Bu silahlar geldi Türkiye’de kan döktü, benim insanımın canına mal oldu. Ortada bir ikiyüzlülük, tutarsızlık, kendi ülkeleri açısından iç politika, bir şey yapıyor gözükmek. İşin ekonomik, sosyal faturası Türkiye’nin üzerinde. Buna ilaveten benim askerimin önü sonu belli olmayan, girdik oraya ondan sonra ne olacak, ne yapılacak, doğru dürüst, etraflıca konuşulmadan bir maceraya sürüklenmesi isteniyor. Türkiye bu konuda soğukkanlı davranmaya çalıştıkça PKK üzerinden, bu eylemler kışkırtılarak, bundan sonra da bu eylemlere çanak tutanlar olabilir. Bu provokasyonlara yeltenenler içeride olabilir.  Önce içeriyi sağlam tutmaya mecburuz. Biz siyaset adamlarının 9 defa değil 9 bin defa düşünüp ondan sonra konuşması lazım. İş bittikten sonra Basra harap olduktan sonra sağduyu çağrısının anlamı yok. Hepimiz sağduyulu, birbirimize yardımcı olmaya mecburuz. Birbirimizin daha az hata yapmasına imkan verecek bir çabanın içinde olmamız lazım. Sadece bir çarpıklığı, bu provokasyonların arkasında yatan kitleyi ortaya koymaya çalışıyorum. Yoksa Kobani bizim için hükümet için önemli.”Çiçek’ten yaralı emniyet müdürüne ziyaret
TBMM Başkanı Çiçek, Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ürker’i ziyareti sonrasında açıklamalarda bulundu.
Ürker’e ve diğer yaralı polis memuruna “geçmiş olsun” dileğinde bulunan Çiçek, Kobani bahanesiyle çıkan olaylarda hayatını kaybeden emniyet mensuplarına ve vatandaşlara da Allah’tan rahmet diledi.
Birkaç gündür kirli bir oyunun sahnelendiğini, bu oyunları 30 seneyi aşkın zamandır görüp yaşadıklarını dile getiren Çiçek, Türkiye’nin gelişmesinden, birliğinden ve dirliğinden rahatsız olanların her zaman bu oyunları sahneleme imkanı bulduğunu belirtti.
Bu sefer de bu kirli oyuna destek verenlerin, alet olanların bulunduğunu anımsatan Çiçek, “Bizim Türk milleti olarak alnımız açıktır, sicilimiz temizdir. Ne tarihte ne de bugün hiçbir kirli oyunun içinde olmadık. Yaşanan olaylar üzerinden siyaset yaparak süfli çıkarlarımızı elde etmenin peşinde olmadık” dedi.
Türkiye’den beklenti içinde olan ülkeler
Olaylara hep insanlık açısından baktıklarını vurgulayan Çiçek, bu nedenle Türkiye’nin sebep olmadığı olaylar nedeniyle ülkeye sığınanların etnik kökenine, aşiretine, milliyetine bakılmadan kucak açıldığına dikkati çekti.  Çiçek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’den beklenti içinde olan ülkelere sesleniyorum. Öyle vicdanınızı kolay kolay rahatlatamazsınız. Türkiye bu kadar harcama yaparken, bu kadar sıkıntı çekip bu insanların acılarını hafifletmeye çalışırken siz hiç birşey yapmadınız. Ne maddi destek sağladınız ne de sorunun çözümü için ciddi bir gayret içinde oldunuz. Göstermelik toplantılar oldu Cenevre’de, arkası gelmedi. Kimyasal silah kullanılıp binlerce çoluk, çocuk, ihtiyar, kadın hayatını kaybederken oturup bir araya geldiniz, ‘kimyasal silah kullanmayın birbirinizi nasıl öldürürseniz öldürün’ dercesine bir ilkel yöntemi Suriye ve Irak’taki gelişmeler için çözüm yöntemi olarak sundunuz. Nitekim böylesine bir aymazlık içeresinde de adı IŞİD olan veya benzeri bir çok terör örgütleri bu coğrafyada eylem yapmaya, kan dökmeye imkan, fırsat buldu.”
Bu örgütlerin kullandığı silah ve paraların nereden geldiğini soran Çiçek, belli kışkırtmaların ve kirli tezgahların sonucunda, Türkiye’nin yaptığı fedakarlıklar göz ardı edilerek, belli bir bölge üzerinden fırtına koparılarak, sorumsuz açıklamaların da çıkardığı davetin sonucu bir kaç gündür Türkiye’de siyasi atmosferin kirlendiğini vurguladı. 
“Ağzından çıkan lafa dikkat etmesi gerekir”
Olaylar sonucunda 30′a yakın kişinin hayatını kaybettiğini ve kamu mallarının tahrip edildiğini, bunun sorumsuzluk ve vicdansızlık olduğunu kaydeden Çiçek, “En evvel toplum önünde siyaset yapanların ağzından çıkan lafa dikkat etmesi gerekir. İnsanları sokağa davet ederseniz, çözümü sokakta ararsanız bu birilerine hizmet eder ama milletimize hizmet etmiş olmaz, nitekim hizmet etmedi. 30 vatandaşımız kaybedildi” dedi.
Bunların neden yapıldığını bildiklerini dile getiren Çiçek, “Bir terör örgütü üzerinden Türkiye, Suriye bataklığına, Ortadoğu bataklığına sürüklenmek isteniyor. Türkiye’den beklenti içerisinde olanlar havadan bombalama yapıyor ama kara harekatı söz konusu olduğunda ‘Türkiye girsin’. Peki neden girsin? Çünkü ‘benim insanım kıymetli, benim askerim kıymetli’. Türk insanı canını yolda bulmadı” diye konuştu.
Çiçek, uluslararası toplumun bu iki yüzlülükten kurtulması gerektiğini ifade ederek, Türkiye’nin çabalarına rağmen terörle mücadelede işbirliği yapmayanların, şimdi IŞİD gibi vahşi bir terör örgütünün eylemleri karşısında, başka bir aymazlık yaparak “Benim önceliğim sadece IŞİD’dir” diyerek başka terör örgütlerini göz ardı etmeye, hatta Türkiye’ye belli bir politikayı empoze etmeyi çalıştığını söyledi.
Türkiye’nin bu oyuna gelmeyeceğini belirten Çiçek, itidal ve sabır çağrısı yaptı.
“İpleri başkalarının elinde”
Bu örgüte sempatiyle bakanların bir şeyi görmeleri gerektiğini kaydeden Çiçek, geçmişte devletin bölgeye yatırım yapmamakla suçlandığını, oysa şimdi devletin tüm imkanlarıyla bölgeye yol, hastane, okul yaparken bunlara zarar verildiğini anımsattı.
Bu ihanetin arka planının iyi görülmesini isteyen Çiçek, bunların derdinin Türkiye’ye, bölgeye hizmet olmadığını, kendilerine akıl veren uluslararası çevrelere hizmet etmek, onların köleliğini yapmak olduğunu, sokağa çıkma çağrılarının da böyle bir kararın sonucu olduğunu belirtti.
TBMM Başkanı Çiçek, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir terör örgütünün dış destek olmadan yaşayamayacağına işaret ederek, “Dünyada en çok dış destek alan ve uluslararası gücün en çok kullandığı örgüt de bu PKK’dır” dedi.
Bu örgütün taşeron olduğunu, iplerinin başkalarının elinde bulunduğunu vurgulayan Çiçek, “Öldürdükleri de güya haklarını savundukları bu ülkenin aziz vatandaşlarıdır” ifadesini kullandı.
Çiçek, Irak, Suriye ve Türkiye’de yaşayanlar arasında hiçbir ayrım yapmadıklarını, bu kişilerle akrabalık ve tarih birliği bulunduğunu, ayrım yapmadan bugüne kadar meselelere baktıklarını ifade ederek, “Ama Türkmenler katledilirken kimsenin sesi soluğu çıkmadı bu çevrelerden. Araplar katledilirken sesleri çıkmadı, yüzbinlerce insan gerek kimyasal silah gerek varil bombalarıyla hayatlarını kaybederken sesleri çıkmadı. Şimdi uluslararası politikanın bir gereği, bir oyunun gereği olarak Türkiye’yi başka bir köşeye sıkıştırmaya ve onun üzerinden bir politika geliştirmeye çalışıyorlar” görüşünü dile getirdi. 
“Basra harap olduktan sonra”
Bu oyunlara gelinmeyeceğini vurgulayan Çiçek, HDP’den yazılı açıklamayla yapılan sağduyu ve diyalog çağrısının sorulması üzerine ise ”Bad’el Harab-ül Basra. (Basra harap olduktan sonra) Şimdi bu açıklama 30 kişiyi getirir mi getirmez mi? Herkesin ağzından çıkana dikkat etmesi lazım” dedi. 
Eskiden özgürlük yoksunluğu nedeniyle konuşan Türkiye istendiğini, düşünmeden konuşulduğu takdirde bunun adının “gevezelik” olacağını kaydeden Çiçek, siyasetin gevezelik olmadığını, herkesin ağzından çıkana dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
Yıllardır sağduyu çağrısı yaptıklarını, iş işten geçtikten sonra bunun işe yaramayacağını belirten Çiçek, bir kısım kesimlerin hükümetlerin politikalarını, devletin uygulamalarını beğenmeyebileceğini, protesto edilmesi gereken hususlar bulunabileceğini, bunun yolunun miting yapmak olduğunu kaydetti.
Türkiye’de bu hakların kullanılabildiğini anımsatan Çiçek, ”Ama siz şunu derseniz o zaman bu diyalog olmaz. ‘Ben senden devlet olarak, hükümet olarak şunları şunları istiyorum, ama bunları yapmazsan bunların ucunu C-4 patlayıcıya bağlarım’ diyorsan bu senin yaptığın diyalog filan değildir. Bu açıkçası başkalarının oyununa Türkiye’de maşa olmaktan ibarettir” dedi.
Çiçek, bu yaşananların son olması temennisini dile getirdi.

turkiye-yasanan-catismalarin-hicbirinde-taraf-degildir-5437f7165a90c

Türkiye yaşanan çatışmaların hiçbirinde taraf değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bölgemiz kritik ve hassas bir süreçten geçiyor.Türkiye bölgemizde yaşanan çatışmaların hiçbirinde taraf değildir” dedi.
TRABZON
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon Atatürk Alanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde vatandaşlara hitap etti.
Konuşmasına Bingöl’deki silahlı saldırıda şehit olan polislere rahmet, yaralananlara acil  şifalar dileyerek başlayan Erdoğan, Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ürker ile telefonda görüştüğünü belirterek, durumunun iyi olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Emniyet birimlerimiz bu hainleri ölü ele geçirdi, diğer sorumluların yakalanması için operasyon devam ediyor. Milletimizin ve emniyet teşkilatımızın başı sağolsun” diye konuştu.
Trabzon’un 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine yüzde 71 oranında, yüksek bir oranda, oy verdiğini anımsatarak, desteklerinden dolayı tüm Trabzonlulara teşekkür eden Erdoğan, “Bugün aynı zamanda anlamlı bir gün. Niye? Seçimin yapıldığı günden öyle bir tevafuk ki bugün 61. gün. 10 Ağustos’ta seçimi yaptık şimdi 61. günde bu toplu açılış ve teşekkür ziyaretimiz gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Seçimlerde Trabzon’un kendisine yakışanı, kendisinden bekleneni her zaman verdiğini, parti genel başkanlığı ve Başbakanlığı dönemlerindeki 8 seçimde de Trabzon’un hep kendileriyle olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihimizde ilk kez halkın oylarıyla doğrudan cumhurbaşkanı seçilirken de yani 9. seçimde de Trabzon yine yanımızda oldu, yine bize çok güçlü destek verdi. Rabbim hepinizden razı olsun, ahde vefanızdan, desteğinizden, itimadınızdan dolayı herbirinize tek tek şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Başbakanlığı döneminde olduğu gibi cumhurbaşkanlığı görevinde de Trabzon’a mahçup olmamak için çalışacağını, kenti eser ve yatırımlarla buluşturacaklarını devam eden projelerin takipçisi olacağını, yeni projelerin başlatılması ve bitirilmesi için de gece gündüz çalışacağını dile getiren Erdoğan, çeşitli bakanlıkların, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin ve Karadeniz Teknik Üniversitesinin yapımı tamamlanan yatırımlarını sayarak toplamda 53 milyon liralık bu eserlerin Trabzon’a hayırlı olmasını diledi.
Trabzon’da açılışı yapılan eser ve yatırımlarda emeği geçen başta hükümet ve ilgili bakanlıklar olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Erdoğan, Trabzon’daki temaslarının ardından yarın Rize’ye ertesi gün de Bayburt ve Gümüşhane’ye gideceğini temaslarda bulunacağını, toplu açılış törenlerini gerçekleştireceğini anlattı.
“Türkiye kararlı şekilde hedeflerine doğru ilerliyor” 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi büyütmek için, şehirlerimizi imar, ihya etmek için inşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gece gündüz demeden koşturmaya devam edeceğiz. Türkiye hamd olsun ekonomisiyle, demokrasisiyle huzurlu iç politikası, aktif ve barışcı dış politikasıyla çok kararlı şekilde hedeflerine doğru ilerliyor” dedi.
Erdoğan, 19 gün sonra Cumhuriyet’in kuruluşunun 91. yıl dönümünün kutlanacağını, 9 yıl sonra da 100. yıl dönümünün idrak edileceğini belirterek, 2023 için belirlenen hedeflere adım adım ilerlendiğini vurguladı. Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ekonomide büyüme devam ediyor. 12 yıl önce 230 milyar dolardan aldığımız milli gelir şu anda 820 milyar dolar. 2023’e kadar çok çalışacak, inşallah bunu 2 trilyon dolara kadar yükselteceğiz. Kişi başına milli gelir 3 bin 500 dolardan 10 bin 500 dolara çıktı. Daha çok çalışacağız, inşallah 2023’te 25 bin dolara hep birlikte yükselteceğiz. İhracaatımız 12 yıl önce 36 milyar dolardı, şu anda dün açıklanan rakamlarla bu yıl sonu itibarıyla bunun 160 milyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Şu anda 157 milyar dolardayız, ama 160 milyar dolara çıkması tahmin ediliyor. İnşallah bu gayretle bunu da gerçekleştireceğiz. İhracaatımızı da katlayarak artıracak 500 milyar dolar rakamına inşallah 2023’te ulaşmış olacağız. Sadece ekonomi de değil demokratikleşme de, özgürlükler de, toplumsal barış, huzur ve kardeşlikte de Türkiye’yi kat kat büyütecek ve bölgesinde önder, lider, örnek bir Türkiye’yi daha güçlü inşa edeceğiz.”
“Tarafımız insanların özgürce ve emniyet içinde yaşamaları oldu”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgenin son derece hassas ve kritik bir süreçten geçtiğine dikkati çekerek, Irak ve Suriye’de son derece kanlı çatışmalar yaşandığını hatırlattı. Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bütün bu hadiseler karşısında biz Türkiye’yi güvenli, istikrarlı ve huzurlu bir şekilde inşallah güçlendirmeye çalışıyoruz. Trabzon’dan tüm ülkeme, tüm milletime, tüm dünyaya açık açık ifade ediyorum; Türkiye bölgemizde yaşanan çatışmaların hiçbirinde taraf değildir. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kökenin yanında ya da karşısında değildir. Bütün bu krizler başladığından itibaren bizim tarafımız hep barış oldu, diyalog oldu. Bizim tarafımız hep insanların özgürce ve emniyet içinde yaşamaları oldu.”
Suriye ve Irak’ta Arap, Türkmen, Kürt, Ezidi, Süryani hiçbir ayrım yapmadıklarını, Şii, Sünni, Nusayri, Müslüman, Hristiyan, Musevi gibi ayrımlara asla prim vermediklerini vurgulayan Erdoğan, “Çünkü biz yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevdiğimizi hep söyledik ve söylüyoruz. Bizi ne ülkemizin belli bir kısmı ne de dünya ülkeleri hala anlamadı, anlamamakta ne yazık ki direnenler var” diye konuştu.  
“İlkeli, sorumlu ve dik bir duruş sergiledik”
Bölgedeki tüm terör örgütlerine karşı son derece ilkeli, son derece sorumlu ve dik bir duruş sergilediklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: 
“Çünkü biz ülkemizde 30 yılı aşkın bir süredir bölücü terör örgütüne karşı, PKK’ya karşı çok insanımızı kaybettik. Aynı şekilde şimdi de Irak’ta başlayan Suriye’de palazlanan ve hala Irak’ta ve Suriye’de terör estiren IŞİD’e karşı da aynı tavrımızı sürdürüyoruz. Bunun dışındaki terör örgütleri, onlar da bizim için bir tehdittir ve onlara karşı da her türlü tedbiri aldık, alıyoruz ve alacağız.”
“Suriye ve Irak’taki hiçbir etnik köken, hiçbir mezhep arasında ayrım yapmıyoruz”
Irak ve Suriye’deki çatışmalardan kaçanlara Türkiye’nin kapılarını açtığını, imkanlarını seferber ederek 1.5 milyon insanı misafir ettiğini hatırlatan Erdoğan, “Niye? Bu, bizim insanlık anlayışımızdır. Vicdani anlayışımızdır, İslami anlayışımızdır. Biz bundan dolayı bunları yaptık” dedi.
Ülkelerinden kaçanların terörist eylemlerin, kurşunların, bombaların altında bırakılamayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Katil, devlet terörü estiren bir Esed rejiminin altında bırakamazdık. Onlar, bu ülkeye hicret ediyorlarsa biz onlara ensar olmaya mecburduk. Biz de bunu yaptık, hala yapıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. 
Türkiye’nin bugüne kadar 4.5 milyar dolar harcama yaptığına işaret eden Erdoğan, Avrupa’da 130 bin sığınmacı bulunduğunu ve Avrupa ülkelerini bundan dert yandığını, Türkiye’nin ise 1.5 milyon sığınmacıyı misafir ettiğini, Batı’ya göre Türkiye’nin farklılığının da buradan kaynaklandığını kaydetti. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Suriye ve Irak’taki hiçbir etnik köken, hiçbir mezhep arasında ayrım yapmıyoruz. Aynı şekilde terör örgütleri arasında ‘Bu iyidir, bu kötüdür’ gibi bir ayrıma asla gitmiyoruz. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bu hadiseler karşısında, uluslararası hukuk içinde, ilkeli, sorumlu, sağduyulu bir tavır sergiliyoruz. Bölgede akan kanın bir an önce durması, insanların evlerine dönebilmesi, Irak ve Suriye’de herkesi kucaklayan, adil sistemlerin kurulması için elimizden ne geliyorsa yaptık, yapıyoruz. Tereddüt etmeden yapıyoruz.”
“Bazı komşuların Esed rejimini korumak için hala elinden geleni yapmaları akla ziyan”
Kurban Bayramı’nın son gününde İslahiye’deki kampı ziyaret ettiğini ve mültecilere seslendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, ülkelerine dönmelerinden bahsettiğinde yükselen alkışın görülmeye değer olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Kimse kolay kolay gurbette evindeki huzuru bulamaz” ifadesini kullandı. 
Kamptaki çadırları ziyaret ettiğini, onlarla dertleştiğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Onların hepsi Türkiye’ye, bizlere dua ediyorlardı. ‘Siz bizi Esed’in zulmünden kurtardınız’ diyorlardı. Bazı komşu ülkelerin kalkıp da Esed rejimini korumak için hala elinden geleni yapmaları akla ziyandır. Örgüt olarak teröristler olduğu gibi, devlet bazında da devlet terörü estirenler var. İşte bunun örneği de Suriye’dir, Suriye’nin şu andaki yönetimidir, rejimidir. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Bizim Suriye halkıyla bir sorunumuz yok ama Suriye yönetimiyle, evet, terör estirdiği için bir sorunumuz var. 250 bine yakın insanı öldüren böyle bir rejime biz nasıl alkış tutabiliriz?
Halkı Müslüman olan bazı ülkeler, eğer Esed rejimine sahip çıkıyorlarsa bunun hesabını bu dünyada da ebedi alemde de veremezler. Hala bunlar üzerinden parasal destekten bahsedenler, silah, mühimmattan bahsedenler bunun hesabını veremezler. Dürüst olmaya mecburuz. Esed rejiminin kimyasal silahlarla, konvansiyonel silahlarla insanları katletmesinin hiçbir izahı olamaz.”
“Piyonlarını kullanarak sokakları terörize etmek gibi alçakça bir yöntem”
Erdoğan, 1.5 milyonu Türkiye’de, 1.5 milyonu Lübnan’da, 1 milyonu Ürdün’de, bir kısmı da Irak ve diğer ülkelerde olanlarla yaklaşık 5-6 milyon Suriyelinin vatanları dışında yaşadığını anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’nin bölge meseleleri karşısında ilkeli, dik ve hukuk içindeki duruşu hem Türkiye içinde hem dünyada bazı çevreleri ciddi şekilde rahatsız ediyor. Büyüyen Türkiye ekonomisi hem içeride hem dışarıda birilerini ciddi şekilde rahatsız ediyor. Demokratikleşme alanında attığımız adımlar, özellikle de kardeşliğimizi güçlendirecek çözüm süreci, içeride ve dışarıda birilerini rahatsız ediyor. Önce ‘Türkiye teröre destek veriyor’ diye algı operasyonu yaptılar, başarılı olamadılar. Ardından Türkiye ekonomisine karşı algı operasyonu başlattılar, başarılı olamadılar. Kredi derecelendirme kuruluşlarını devreye soktular, onunla başarılı olmaya çalıştılar, onda da başarılı olamayacaklar.
Şu anda da içerideki piyonlarını, maşalarını kullanarak sokakları terörize etmek gibi alçakça bir yöntemi uygulamaya başladılar, inanın bunu da başaramayacaklar. Gezi olaylarında başaramadılar, 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimlerinde başaramadılar. 30 Mart seçimlerinde, 10 Ağustos seçimlerinde başaramadılar. Şimdi de bu kirli oyunlarında başarılı olmayacaklar.”
“Tezkereye karşı çıkanlar, Türkiye’nin Kobani’ye asker göndermesini konuşuyor”
Son birkaç gündür yaşanan şiddet, Vandallık ve yağmacılık olaylarında 31 kişinin hayatını kaybettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu binalarına, belediye otobüslerine, esnafın işyerlerine, Kızılay’ın kan araçlarına bile alçakça saldırıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Türk bayraklarına haince saldırdılar. Atatürk’ün büstünü kırdılar, yıktılar. Ne yazık ki ana muhalefet partisi, bakıyorsunuz, bunlara sahip çıkıyor. Aynı şekilde, yine parlamentoda bir parti ne yazık ki bunlarla beraber hareket ediyor, eylemlerde bunlarla beraber hareket ediyor. Ana muhalefet partisi ile bu parti, tezkere olayında da beraber hareket ettiler. Orada tezkereye karşı çıkanlar, şimdi Türkiye’nin Kobani’ye asker göndermesini konuşuyorlar. Biz, Kobani’den 200 bin insanı içeri aldık, onların insani yardım ve bakımlarını üstlendik.
Olay sadece Kobani mi, olay sadece Kobani’deki Kürt kardeşlerimiz mi? Suriye’de 200 bin, 250 bin insan öldürülürken sesi çıkmayan ana muhalefet partisi ile bu muhalefet partisi, şimdi ne oldu da bunların sesi çıkıyor? Anamuhalefet partisinin başındaki zat Esed’i korumak için mi bu adımları atıyor? Şimdi çıkmış akıl veriyor, ‘Kobani’ye yönelik tezkere’. Sen o aklı kendine sakla. Böyle konuşmak istemezdim bu makamda. Ama artık bir cumhurun başı olarak bunları söylemek, konuşmak durumundayız. Türkiye, bu şiddete, bu vandallık ve yağmacılığa asla boyun eğmez. Tarih boyunca boyun eğmedi, bugün de eğmez, yarın da eğmeyecek. Bunların canı yanmıyor.”
“Türk bayrağına saldıran o hainler er ya da geç bulunacak”
Konuşmasında izinsiz gösterilere değinen Erdoğan, ”O Vandallar, o yağmacılar, Türk bayrağına saldıran o hainler er ya da geç bulunacak, hepsinden de bunların hesabı sorulacaktır’ dedi.
 Türkiye’nin iç ve dış politikasını teröristlerin, sokak serserilerinin şiddet eylemleriyle belirleyecek bir ülke olmadığını vurgulayan Erdoğan, ”Hem sokaktaki o maşalar, hem de onların iplerini tutan efendileri bilsinler ki Türkiye sokak eylemlerinden korkup istikamet değiştirecek bir ülke de değildir” görüşüne yer verdi.
Gereken ne ise devletin onu yaptığını ve yapmaya da devam edeceğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
”Sokaktaki şiddet durduğunda da bu şımarıklığın, hukuk içinde hesabı mutlaka sorulacak. Ben buradan Trabzon’dan, tüm Karadenizli kardeşlerimden, 81 vilayetimizdeki tüm vatandaşlarımdan bu olaylar karşısında soğukkanlı, itidalli olmalarını rica ediyorum. Bakın tuzak çok açık. Kobani’yi bahane ederek sokağa çıkıyorlar. Aslında amaçları huzuru bozmak, ülkenin huzurunu kaçırmak, öfkeyi büyütmek, nefreti büyütmek, kardeşliğimizi sabote etmek. Parlamentoda malum siyasi partinin dışındaki partilerden bakıyorsunuz bir tanesi aynen onunla hareket ediyor, bir diğeri de maalesef bir temkinli duruş zannediyoruz, o da bakıyoruz hala yine iktidarla uğraşıyor. Ya bırak, sen iktidarla uğraşmayı. Şimdi hep birlikte, birlik beraberlik zamanı olan böyle bir dönemde, bu yapılan teröre karşı el birliği zamanıdır, güç birliği zamanıdır. Bu tuzağa düşersek kaybeden hep birlikte millet olur. Ama biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Öfkesine yenilen, bu hainler karşısında sabrını, itidalini muhafaza edemeyen, inanın bunların tuzaklarına düşmüş olur, bunların ekmeğine yağ sürmüş, bunların arzularını yerine getirmiş olur”
Erdoğan, ”Bunlar istiyorlar ki Türk ile Kürt birbirinden nefret etsin, bunlar istiyorlar ki Türk ile Kürt birbirine öfke beslesin. Bunu tarihin hiçbir döneminde başaramadılar. Bugün de başaramayacaklar. Biz de aziz milletimizle, sağduyumuz ve itidalimiz ile bu kirli tuzağı bozacağız” dedi. 
”Türkiye Kobani’ye yardım etmiyor, diyerek hedef yapmak nankörlüktür”
“Kobani diyorlar, Allah aşkına Kobani’ye Türkiye’den başka yardım eli uzatan ülke var mı? Kobani’yi Türkiye’den başka dert edinen ülke var mı ?”diye soran Erdoğan, Halep’i, Humus’u, İdlib’i, Dera’yı, Lazkiye’yi, Musul’u, Kerkük’ü  Erbil’i ne kadar kendimize dert edindiysek, Kobani’yi de o kadar kendimize dert edindik” ifadelerine yer verdi.
Kobani’den sadece birkaç gün içinde 200 bin insanın Türkiye’ye sığındığını anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
”Onlara kapımızı açtık, ekmeğimizi suyumuzu onlarla paylaştık. ‘Türkiye Kobani’ye yardım etmiyor’ diyerek, hem içeride hem dışarıda Türkiye’yi hedef yapmak en başta nankörlüktür.
Hem Mecliste tezkere oylanırken karşı çıkacaksın, hem de ‘Türkiye Kobani’ye yardım etmiyor’ diye, şımarıkça şiddet çağrısı yapıyorlar. Kimler yapıyor bunu? Bakıyorsun işte o. Maalesef partinin milletvekilleri… Ve kalkıp şu anda iktidar partisine doğru yürüyerek, molotoflar atarak, bu molotofkokteyleriyle, bunu atmak suretiyle bombalama. Maskeler, nedir o maskeler? Demek ki sen teröristsin. Eğer terörist değilsen o maskeyi çıkar yüzünden. Tabii bunlara yönelik ayın 14′ünden sonra gerekli tüm tedbirler alınacaktır ve azami ölçüde yasalarda gerekli değişiklikler yapılacaktır. Bu kervan, barış kervanıdır. Barış kervanını tehdit eden hangi unsurlar varsa, bunlara karşı hukuki zemin çok daha güçlü hale getirilecektir. Kusura bakmasınlar bu tür alçakça hareketlere prim vermeyiz.”
”Çözüm süreci, şımarıklığa göz yummak değildir”
Erdoğan, “çözüm sürecinin şımarıklığa göz yummak olmadığını” vurguladı ve ”Çözüm süreci gayrimeşruluğa, illegaliteye müsamaha göstermek değildir. Çözüm süreci boyun eğmek değildir, tehditlerden korkup geri çekilmek değildir. Eğer birileri çözüm sürecini böyle şımarıklık olarak anlıyorlarsa çok büyük bir yanılgının içindeler” görüşüne yer verdi.
Kendilerinin samimi olarak akan kanın durmasını, gözyaşlarının dinmesini,  barışın ve huzurun tesis edilmesini istediklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
”Fakat bir taraftan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çıkacaksın barıştan bahsedeceksin,  sevgiden bahsedeceksin, saygıdan bahsedeceksin. Ondan sonra da sıkılmadan utanmadan milleti  sokağa davet edeceksin. Ondan sonra kalkıp bir de ‘ben bunu şiddete karışmak suretiyle demedim’. E ne diye dedin? İşte o sokağa davet ettiklerin ellerinde taşlarla, sopalarla, molotoflarla ve silahlarla, polisimizin, askerimizin, tüm güçlerimizin üzerine saldıkları gibi  kamu binalarını yaktılar yıktılar, aynı şekilde kamu araçlarını yaktılar, yıktılar, aynı şekilde vatandaşımızın araçlarını yaktılar, yıktılar, okulları yaktılar yıktılar, hastaneleri yaktılar, yıktılar. Bu kadar şeyler açıkça ortada. ”
”Şiddeti ve terörü tercih edenler çözüm sürecine katkı sağlayamaz”
Kendilerinin sorunların sokakta değil, dağda değil, silahla değil, konuşarak ve siyaset zemininde çözümünü istediklerini ifade eden  Erdoğan, siyaseti değil, şiddeti ve terörü tercih edenlerin çözüm sürecine hiç bir katkı sağlamayacağını söyledi.
Erdoğan, ”Silahlı efendilerinden korkup, iradelerini ayaklar altına alanlar, gençlerin, çocukların arkasına saklanıp korkakça siyaset yapıyormuş gibi yapanlar, çözüm sürecine katkı sağlayamazlar. Bakın bu meseleye, çözüm sürecine, kardeşlik sürecine, elimi, bedenimi, canımı koydum. Her ne pahasına olursa olsun 77 milyonun kardeşliğini tesis etmek için, barış ve huzur için son nefesime kadar da mücadele etmeye devam edeceğim. Çünkü biliyorum ki bu millet bizimledir” şeklinde konuştu. 
Milletin çizdiği istikamette, hem Türkiye’yi hem kardeşliği büyütmek için mücadelelerinin asla kesintiye uğramayacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
”Bizimle yol yürümek isteyenlerle, bu çözümü ortak akılla inşa etmek isteyenlerle biz yol yürürüz. Ama korkarak, ürkerek, silahlı efendilere boyun eğerek, her gün farklı bır kılığa girenlerle çözüme ulaşılamayacağını da çok iyi biliriz. Sizlerden tekrar rica ediyorum, aziz milletimizden tekrar rica ediyorum. Öfkesine mağlup olan, bu alçakların tuzağına düşer, kardeşine karşı nefret hissine kapılan bu hainlerin tuzağına düşer. Büyük bir ülkenin büyük bir milleti olarak bu şiddete, bu Vandallığa, bu ahlaksızlığa karşı dimdik fakat itidalli durmayı hep birlikte sürdüreceğiz. Kardeşlerim, şu anda Güneydoğu’da veya farklı yerlerde ölenler, öldürenler kim diye baktığınız zaman orada Kürt vatandaşlarımı göreceksiniz. Araçları yakılanlar kim, Kürt vatandaşları. Ve adeta nokta nokta herşeyi tespit etmişler, mağazaları yakıp yıkıyorlar. O mağazalar onların dünya görüşünü paylaşmadığı için sadece yakmakla kalmıyorlar, bir de yağmalıyorlar. Daha bunun özgürlükle, bunun barış ortamıyla ne alakası var?”
”Gençlerimizin kışkırtmalara dikkatli olmalarını rica ediyorum”
Polisin, askerin istihbarat birimlerinin fedakarca çalıştıklarına işaret eden Erdoğan, ”Hem bu olayları durduracak, hem de tekrar ediyorum bunun hesabını sorumlularından soracağız. Özellikle gençlerimizin kışkırtmalara, tahriklere son derece dikkatli ve hassas olmalarını rica ediyorum. Onların istedikleri gençlerimizin sokağa dökülmesi, onların diledikleri öfkenin, nefretin büyümesi. Onlara istediklerini asla vermeyeceğiz” ifadelerine yer verdi. 
Hep birlikte çok çalışacaklarını, kardeşlik hukukunu ve bu hukukun içinde ekonomiyi, demokrasiyi, özgürlükleri daha da büyüteceklerini bildiren Erdoğan, ”Enerjisini boşa harcayan, gereksiz tartışmalara harcayan bir ülke değil, enerjisini birliğe, kardeşliğe, kalkınma ve ilerlemeye sarf eden bir ülke olacağız” dedi.
Erdoğan, Rabia işareti yaparak, ”Her zaman söylediğimi yine söylüyorum. Tek millet diyorum, tek bayrak diyorum, tek vatan diyorum, tek devlet diyorum. Bizim bu Rabia işaretimizi kaybetmeyeceğiz. Bugün açılışımızı yaptığımız eser ve hizmetlerin Trabzon’a ve Trabzonlu tüm kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Başbakana, bakanlara bu hayırlı hizmetleri tamamladıkları için, Trabzon’a 10 Ağustos’ta kendisine verdiği güçlü destekten dolayı teşekkür eden Erdoğan, “Hiç durmayacağız,  hiç duraksamayacağız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Trabzon için Türkiye için eser ve hizmet üretmeye devam edeceğiz. Trabzon bizimle olduğu müddetçe, Trabzon’un hayır duası bizimle olduğu müddetçe bize durmak, duraklamak yok. Allah yar ve yardımcımız olsun, yolumuz bahtımız açık olsun ” diyerek sözlerini tamamladı.
Notlar
Açılış törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu katıldı.
Alanda, “Yeni Türkiye’nin büyük lideri, vazgeçilmez önderi. Yüzde 71’inin rekortmeni. Gururumuz, bir tanemiz. Hoşgeldiniz reisicumhurumuz” afişi dikkati çekti. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından eşi Emine Erdoğan, bakanlar, milletvekilleri ve protokol üyeleriyle toplu açılışı temsilen kurdele kesti. 
Vatandaşların “Türkiye seninle gurur duyuyor” ve “Dik dur eğilme, Trabzon seninle” sloganları üzerine Erdoğan, “Her zaman ne dedik, biz sadece rükuda eğiliriz. Asla bize, insanlar önünde eğilmek yakışmaz. Bugüne kadar eğilmedik, bundan sonra da eğilmeyeceğiz” dedi. 
Açılışı yapılan eserlerin Trabzon’a ve Trabzonlulara hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Muhabir: A. Eda Ünlü Özen, Zeynep Akyıl, Kadir Karakuş, Gamze Güher Rastgeldi

istanbuldaki-izinsiz-gosterilerde-105-kisi-adliyede-5437e8bbd1951

İstanbul’daki izinsiz gösterilerde 105 kişi adliyede

İstanbul’da, terör örgütü IŞİD’i protesto bahanesiyle yapılan izinsiz gösterilerde gözaltına alınan 164 kişiden 105′i çeşitli adliyelere sevk edilirken, 59′u serbest bırakıldı.
İSTANBUL
İstanbul’da, terör örgütü IŞİD’i protesto bahanesiyle yapılan izinsiz gösterilerde gözaltına alınan 164 kişiden 105′i çeşitli adliyelere sevk edilirken, 59′u serbest bırakıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden biri tutuklandı.
İstanbul’un Bağcılar, Esenler, Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Sultangazi ve Beyoğlu ilçelerinde, 7 Ekim’deki izinsiz gösterilerde 98, 8 Ekim’de gösterilerde de 66 olmak üzere 164 kişi gözaltına alındı.
Bu kişilerden 105′i dün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı ve Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı ile Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece ve Bakırköy adliyelerine sevk edilirken, 59′u serbest bırakıldı.
Adliyelere sevk edilen 105 şüpheliden biri tutuklanırken, 104′ünün serbest bırakıldığı öğrenildi.
Bu arada, İstanbul’daki izinsiz gösterilerde, 101′i polis, bir kısmı kamu olmak üzere toplam 409 aracın yakıldığı, bir kaymakamlık, bir emniyet ve 10 okul binasıyla dükkanlar ve evler dahil dahil 313 binanın hasar gördüğü bilgisi verildi.
Siirt 
Siirt’teki izinsiz gösterilerde 3 polisin yaralanmasıyla ilgili 2 kişi gözaltına alındı.
Kentte IŞİD’in Kobani’ye (Ayn el Arap) yönelik saldırıları bahane edilerek düzenlenen izinsiz gösteriler sırasında güvenlik güçlerine silahla ateş ederek 3 polisin yaralanmasına neden olan 2 kişi yakalandı.
Zanlılardan birinin yaklaşık 3 ay önce Irak’ın kuzeyinden geldiği ve hakkında değişik suçlardan 25 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu bildirildi.
Bu arada yaşanan olaylarda gözaltına alınan 20 kişinin emniyetteki ifade alma işlemleri sürüyor.
Tunceli 
Terör örgütü IŞİD’e tepki bahanesiyle Tunceli’de yapılan izinsiz gösterilere katıldığı iddiasıyla 6 kişi gözaltına alındığı bildirildi. 
Alınan bilgiye göre, Tunceli’de son üç gündür kent merkezinde terör örgütü IŞİD’e tepki bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde, aralarında bazı okul, Türk Telekom il binası, banka şubeleri, MOBESE sistemleri ile iş yerlerine molotofkokteyli attığı ve zarar verdiği iddiasıyla 6 kişi gözaltına alındı. 
Emniyet Müdürlüğünde işlemleri devam eden şüphelilerin adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
Gaziantep
Vali Erdal Ata, IŞİD bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilere ilişkin adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 5′inin tutuklandığını söyledi.
Ata, valilik toplantı salonunda düzenlediği basın toplantısında, bazı mahallelerde düzenlenen izinsiz gösterilerde 4 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Bu kişilerin rastgele açılan ateş sonucu hayatını kaybettiğini ifade eden Ata, gelişmeleri, Kriz Yönetim Merkezi’nden takip ettiklerini vurguladı.
Emniyet güçlerinin, olaylara 130 araç ve bin 460 personelle müdahale ettiğini hatırlatan Ata, “Gözaltına alınan 12 kişi adliyeye çıkarıldı, 10′u tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi, bunların da 5′i tutuklandı, 5′i serbest kaldı. Dün gece de 11 kişi gözaltına alındı, ifade işlemleri sürüyor. Dün akşam hayatını kaybeden kişilerin olaylarla hiçbir ilgisi bulunmuyor” dedi.
Kentteki tüm okullarda gerekli tedbirlerin alındığını anlatan Ata, gelen ihbarlar doğrultusunda emniyetin gerekli çalışmayı yaptığını, 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı ile İl Jandarma Komutanlığından takviye talebinde bulunulduğunu dile getirdi. 
Olayda istihbarat zafiyetinin olmadığını savunan Ata, insanların sosyal medya üzerinden bölgede toplandığına işaret etti.
Kobani’deki olayların bahane edilerek bir yerlerden düğmeye basıldığının altını çizen Ata, “Bizde de takdir edersiniz ki bu örgütün tabanı ve sempatizanı var. Bir yerlerden mesaj geldiği zaman sokaklara dökülmeye hazır kitle var. Bazı şeyleri zafiyet olarak göstermenin anlamı yok” diye konuştu.
Gaziantep halkını sağduyulu olmaya çağıran Ata, şöyle devam etti:
“Toplumu infiale sürükleyen tutumlar vatandaşımızın ve devletimizin nazarında mutlaka değerlendirilecek, olayları kışkırtan, yönlendiren veya bizzat bu olaylara iştirak eden sorumlular hakkında yargı mercilerimiz gereken cevabı verecektir. Olaylara karışanların büyük bölümünün yaşlarının 13 ila 18 aralığında olduğunu belirledik. Özellikle çocuk ve gençler şiddetin içine çekilmeye çalışılıyor.”
Ata, anne ve babalardan çocuklarına sahip çıkmalarını ve olaylardan uzak tutmalarını istedi.
Hakkari
Yüksekova ilçesinde IŞİD’in Kobani’deki saldırıları bahane edilerek düzenlenen izinsiz gösteriler sürüyor.
Bugün de Cengiz Topel Caddesi’nde bir araya gelen yüzleri maskeli gruplar, Eczaneler Sokağı’nda güvenliği sağlayan polis ekiplerine taşlarla saldırdı.
Polisin biber gazıyla müdahale bulunduğu göstericiler ara sokaklara kaçarken, ilçenin Esentepe, Yeni Mahalle, Yeşildere ve Esenyurt mahallelerinde gösteriler sürüyor.
İlçede 6 gündür devam eden izinsiz gösterilerden dolayı esnaf kepenk açamazken, atılan molotofkokteylleriyle farklı mahallelerdeki 14 okul yakıldı, birçok kamu binasının da camları kırıldı.
Kayseri
Kayseri’de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde IŞİD’in Suriye’nin Kobani (Ayn el Arap) kentine yönelik saldırıları bahane edilerek düzenlenen izinsiz gösterilerde yaşamı yitirenler için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Hunat Camisi’nde cuma namazı sonrası toplanan Kayseri Umut Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyeleri, ”PKK için yaşasın cehennem” sloganı attı.
Grup adına açıklama yapan, Doğru Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş, terör örgütü sempatizanları tarafından IŞİD’in Suriye’nin Kobani kentine yönelik saldırıları bahane edilerek gerçekleştirilen olaylarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Bayramda fakir vatandaşlara kurban dağıtımı yapan dernek üyelerine saldırılar düzenlendiğini belirten Göktaş, ”Sakallı gördükleri her insanı katlettiler. Onlarca devlet dairesini yakarak zarar verdiler. Devletimize ait araçları yaktılar. Son olarak da Bingöl’de 2 polisimizi şehit ettiler. Ölen polislere Allah’tan rahmet diliyorum. Bunlar Müslümanlar arasında fitne sokarak yüce dinimize zarar vermektedirler ama amaçlarına ulaşamayacaklar” diye konuştu.
Daha sonra, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki izinsiz gösterilerde yaşamı yitirenler gıyabi cenaze namazı kılındı. Namazın ardından dua eden grup, olaysız dağıldı.